Bir arkadaşınızla yüz yüze görüştüğünüzde, bir tartışma sırasında, onu gücendirmeye veya rahatsızlığa neden olduğunuzu fark ederseniz. Söylediğiniz bir şeyi düzeltmek daha kolaydır. Yüz yüze konuşma sırasında, karşınızdaki insanın mimiklerinden ya da ses tonundan rahatsızlık seviyesini anlayıp tartışma tonunu düşürebilir ya da başka konuya geçebilirsiniz. Ya da, yüz yüze konuşurken, makul ve yapıcı bir üslupla söylenen bir sözünüz, online tartışma sırasında çok farklı bir ciddiyet ile anlaşılabilir. Sosyal medyada ise her zaman yanlış anlaşılma veya sessizce kınanma riskiyle karşı karşıyasınız.
Sosyal medyada ya da bir online grupta bir siyasi tartışmaya girmek, adeta bir mayın tarlasına girmek gibidir. Bir sosyal medya sitesinde siyasi bir haber altında yorum bölümüne bakarsanız, çok güçlü görüşlerle karşılaşırsınız. Ama bu sadece tartışmanın doğası değil. Bu bize biraz kişilik türlerini de yansıtıyor.
Yapılan bir araştırmada, başkalarının ne düşündüğünü umursamayan insanların sosyal medyada siyasete girme olasılıklarının daha yüksek olduğunu bulunmuş. Sosyal medyada siyasi içerik paylaşan kişilerin, yapmayanlara kıyasla kişilik özellikleri incelenmiş. Buldukları ortak bir özellik: reddedilme duyarlılığı.
REDDEDİLME DUYARLILIĞIReddedilmeyi kaygıyla bekleme, algılamaya hazır olma ve reddedilmeye karşı aşırı tepki gösterme olarak tanımlanan reddedilme duyarlılığı, bireyin, kişilerarası ilişkilerindeki sosyal ve psikolojik uyumunu etkileyen önemli bir olgu olarak görülmektedir.https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/680336
Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil
Bir gönül yaptın ise, er eteğin tuttun ise
Bir gez hayr ettin ise, birine bin az değil
Erden sana nazar ola, için dışın nur ola
Beli kurtulmuştan ola, şol kişi kim gammaz değil
Er odur alçak dura, ayak odur yola vara
Göz odur ki Hakk’ı göre, gündüz gören göz değil
Yunus Emre’m sözün satar, söze bal ü yağ katar
Altmış bin sarrafa satar, yükü gevherdir koz değil”
YUNUS EMRE

